Unutulmuş Zamanlar Kuyusu Masalı

 Bir varmış, bir yokmuş… Uzak bir köyde, etrafı yüksek dağlarla çevrili, karla kaplı bir vadide, her şey sakin ve huzurluymuş. Ancak bu köyde, bir sır varmış: Her yıl, kışın ortasında, gökyüzünde parlayan bir yıldız, en yüksekteki dağ zirvesine düşer ve bir ışık huzmesi köyün üzerine düşermiş. Bu ışığın, tüm köy halkına mutluluk getireceğine inanılırmış. Ancak kimse, o yıldızın tam olarak nerede düştüğünü bilemezmiş, çünkü dağın zirvesi çok tehlikeli ve karla kaplıymış.

Bir gün, bu köyde cesur bir kız, adı Elif, “Bu yıldızı ben bulacağım!” demiş. Elif, küçük yaşlardan beri dağlarla ilgilenir, karla kaplı yamaçları aşarak doğanın sırrını çözmeye çalışırmış. Herkes, Elif’in bu cesaretini takdir etse de, ona hiç kimse dağa tırmanmayı önermezmiş. Dağ, en sert fırtınaların, en karanlık gecelerin hâkim olduğu bir yermiş.

Ama Elif’in içinde bir şeyler onu hep çağırıyormuş. “Eğer bu yıldız herkese mutluluk getirecekse, ben de bulmalıyım,” diyormuş kendi kendine. Bir sabah, karla kaplı topraklardan, üzümlerle dolu bahçelerden ve köyün minaresinin zirvesinden son bir kez bakarak dağa doğru yola çıkmış.

Yolculuk zor, ama Elif kararlıymış. Bir yandan fırtınanın rüzgarı yüzüne çarpsa da, diğer yandan dağların sert karlarına göğüs gererek ilerliyormuş. Birkaç gün boyunca yürüdü, bazen kayalıkların arasında kayarak, bazen kayıp düşerek ama hiç pes etmeden dağa tırmanıyormuş. Her gece karanlıkta kamp kuruyor, yıldızları izleyip umutla, biraz da merakla ertesi gün için hazırlanıyormuş.

Bir gün, zirveye yaklaştığında, Elif’in karşısına garip bir yaratık çıkmış. Yalnızca Elif’in gördüğü bu yaratık, dağların koruyucusuymuş. Boynu uzun, kanatları birer devasa yapraktan yapılmış gibi, ama içi parlak yıldızlarla dolu bir kuyruk taşıyormuş.

"Niçin geldin buraya, cesur kız?" diye sormuş yaratık.

Elif, korkmadan ama cesurca, "Işığı bulmak için geldim. O yıldızın köyümüze mutluluk getirdiğini duydum ve ben de o mutluluğu görmek, başkalarına yardım etmek istiyorum," demiş.

Yaratık biraz düşünmüş ve ardından gülümsemiş. "Mutluluk, aramakla değil, paylaşıldıkça büyür. Ama seni test etmem gerek," demiş.

Elif’in cesaretine hayran kalan yaratık, ona bir görev vermiş. "Bu dağda bir kuyu var, adı ‘Unutulmuş Zamanlar Kuyusu’." demiş. "Eğer oraya inebilirsen, kuyunun derinliklerinde en değerli hazineyi bulacaksın. Ama hatırlatmalıyım ki, unutulmuş zamanlar geri getirilemez. Gerçekten aradığın şeyi bulmak istiyorsan, zamanla barışman gerekir."

Elif, korkmadan kuyunun derinliklerine inmeye karar vermiş. Kuyunun içi kararmış ama Elif, cesurca ilerlemiş. Zamanla ilgili düşünceleri kafasında dönüp duruyormuş: Gerçekten mutluluk, geçmişin anılarını geride bırakabilmekle mi ilgiliydi? Yoksa geleceği aramakla mı?

Kuyunun derinliklerinde, Elif nihayet bir parıltı görmüş. Parıltının kaynağı, altınla kaplanmış bir kutuymuş. Elif kutuyu açtığında, içinden eski bir taş parçası çıkmış. Taş, üzerinde eski harflerle yazılmış bir yazıyı taşıyormuş. "Mutluluk, zamanın içinde kaybolan değil, anın içinde bulunandır," yazıyormuş taşın üzerinde.

Elif, taşın anlamını bir an için düşündükten sonra, hemen yukarı çıkıp yaratığa geri dönmüş. "Zamanla barışmak, geçmişi kabullenmek ve şu anın değerini anlamak gerekiyor," demiş.

Yaratık, Elif’in bu sözlerine çok beğenmiş ve ona doğru gülümsedikten sonra, "İşte senin yıldızın!" demiş. Elif, taşın ışığının bir parıltı haline gelerek dağdan gökyüzüne doğru yükseldiğini görmüş. O anda, yıldız kayarak kaybolmuş ve tam da köyün üstüne düşmüş.

Elif, köye dönerken artık mutluymuş, çünkü o yıldızın, aslında zamanın ve anın değerini anlayan birinin kalbinden geldiğini biliyormuş. Yıldız her yıl parlayacak, ama en değerli şeyin, geçmişin ve geleceğin değil, o anı nasıl yaşadığının farkında olmak olduğunu herkese hatırlatacakmış.

Ve Elif, köyüne döndüğünde, herkes mutluluğun sadece bir yıldızın parlamasında değil, her anı birlikte paylaşmada olduğunu anlamış.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gökyüzünün Kalbi Masalı Oku

Gökkuşağı Çiçeği Masalı